Avukat Ertuğrul Sarı Sayfa Görseli

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Muhtemel Alacakların Haczi

İİK 89 uyarınca üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinin kira ve istihkak alacakları dışında, ümit ve ihtimale dayalı muhtemel alacaklar için herhangi bir sonuç doğurmayacağı, borçlunun üçüncü kişi nezdinde ileride doğması muhtemel alacaklarının haczi için ancak İİK 78 hükmü kapsamında haciz müzekkeresi gönderilmesi gerektiği hususunda pek çok inceleme ve karar mevcut ise de söz konusu muhtemel alacakların haczinin amme alacakları yönünden mümkün olup olmadığına ilişkin bu denli yeterli inceleme ve karar bulunmamaktadır. Bu sebeple çalışmamızda 6183 sayılı AATUHK kapsamında yer alan muhtemel alacakların haczinin mümkün olup olmadığı incelenecektir.

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, amme alacakları kapsamında borçlunun üçüncü kişi nezdindeki hak ve alacaklarının haczi 6183 sayılı AATUHK 79’uncu maddesi uyarınca İİK 89’uncu madde ile benzer şekilde düzenlenmiştir. Buna göre; hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılmaktadır. Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.

İlgili düzenlemede görüleceği üzere, maaş, ücret, kira, vesaire denilmek suretiyle belirtilen haczi kabil alacaklar sınırlı sayıda olmayıp ileriye matuf alacakların haczine cevaz verilip verilmediği hususunda açık bir ifade yer almamaktadır.

Hal böyleyken konuya ilişkin, Maliye Bakanlığı’nın Tahsilat Genel Tebliği’nin ihtiyati hacizli başlıklı kısmının 9’uncu maddesini incelemek gerekmektedir. İlgili tebliğde, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre, ihtiyati veya kat’i haczin borçlunun her türlü mal, hak ve alacaklarına tatbik edilmesi mümkün bulunmakta olduğu, ancak, borçlu olan bir şahsın bankalarda bir alacak ve hakkı bulunmamasına rağmen ileride borçlu adına doğacak alacaklar için bankalara haciz veya ihtiyati haciz bildirisi tebliğ edilmesi, haczin “borçlunun mal varlığını hedef tutması” esasına aykırı düşeceği, bankalara yapılacak haciz ve ihtiyati haciz tebliğlerinin sadece tebliğ tarihi itibarıyla amme borçlularının mevcut olan varlıklarını konu alması ve bu kişilerin ileride doğabilecek alacakları için haciz ve ihtiyati haciz tebliğinde bulunulmaması gerektiği.. ifade edilmektedir.

Bununla birlikte ilgili maddenin devamında, bankacılık sisteminde, POS cihazı kullanan müşteri ile banka arasında yapılan devamlı nitelik arz eden sözleşmelere dayanan bankalar nezdindeki hesaplara ileriye matuf olmak üzere haciz konulmasının mümkün olduğu belirtilmiş ise de ilgili düzenleme Danıştay 4. Dairesi’nin 12/12/2019 tarihli (2018/6581 E. - 2019/8748 K.) kararı kapsamında “..işlem tarihi itibarıyla henüz mevcut olmamakla beraber ileride doğması muhtemel olan alacaklarla ilgili olarak maaş, ücret, kira gibi hakların haczinin de değinilen maddeye göre yapılacağı belirtilmekle alacağın doğumuna temel teşkil eden hukuki ilişkiden kaynaklanan hakların haczedilebileceği kabul edilmiş ancak, temelindeki hukuki ilişkinin niteliği gereği süreklilik arz etmekle birlikte işlem tarihi itibariyle doğup doğmayacağı ve miktarı belli olmayan alacakların haczine imkân tanınmamıştır..” gerekçesiyle iptal edilmiş olup banka hesaplarına işlem tarihi itibariyle doğup doğmayacağı ve miktarı belli olmayan alacaklar yönünden ileriye matuf haciz konulması bu yönüyle de engellenmiştir.

Ancak uygulamada bankaların sorumluluk almamak adına, vergi dairesinin haciz bildirgesine karşı haciz bildirgesini aldığı tarihte mevcut olmayan ancak ileride hesaba yatan bakiyeler için de haciz işlemi uyguladığı görülmektedir. Oysa yukarıda izah edildiği üzere, borçlunun ileriye matuf alacakları için kesin yahut ihtiyati haciz konulması mümkün olmayıp bu halde bankaların hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. 

Sonuç olarak, muhtemel alacakların haczine ilişkin İİK çerçevesindeki uygulamanın 6183 sayılı kanun ile paralel olduğundan bahsetmek son derece mümkündür. Buna göre, amme alacakları yönünden de alacağın doğumuna temel teşkil eden hukuki ilişkiden kaynaklanan hakların haczedilebileceği kabul edilmiş ancak, temelindeki hukuki ilişkinin niteliği gereği süreklilik arz etmekle birlikte işlem tarihi itibariyle doğup doğmayacağı ve miktarı belli olmayan alacakların haczine imkân tanınmamıştır.

Kaynak :

Av. Akın Gencer ŞENTÜRK/Yargı Kararları Işığında Müstakbel veya Muhtemel Alacak Haczi/İzmir, 15.05.2017

Tahsil Yetkisinin Kullanımının Haciz İşlemi Bakımından Değerlendirilmesi/ Arş. Gör. Dr. Betül HAYRULLAHOĞLU/ İzmir Barosu Dergisi - Eylül 2019 - 267