Avukat Ertuğrul Sarı Sayfa Görseli

Marka Hakkına Tecavüzün Hukuki ve Cezai Sonuçları

Marka Hakkına Tecavüzün Hukuki ve Cezai Sonuçları Ertugrul Sarı


Marka Hakkına Tecavüzün Hukuki ve Cezai Sonuçları

Bir işletmeye ait ürün ya da hizmetlere ait, ayırt edici nitelikte olması ve sicilde gösterilebilir olması şartıyla her türlü işaretin genel tanımı olan marka, kanuni tanımıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 4’üncü maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre marka; “bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere işaretlerin tamamıdır.

Kullanım amacı sebebiyle, markayı kullanma hakkı mutlak bir hak niteliğinde olup münhasıran sahibine aittir. İşte bu sebeple marka sahibi, sahip olduğu markaya yönelik tecavüz niteliğindeki her türlü fiilin önlenmesini ve bu fiillerden doğan zararın tazminini talep edebilir.

Marka sahibinin her ne kadar markasını tescil yükümlülüğü bulunmasa da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7’inci maddesi uyarınca, kanunun sağladığı marka korumasının ancak tescil yoluyla elde edileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre uygulanacak koruma kapsamında; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmiş markalar 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri uyarınca daha geniş, tescil edilmemiş markalar ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri uyarınca daha sınırlı şekilde korunacaktır.

Bu sebeple markanın kurum nezdinde tescil edilmesi markanın korunması yönünden büyük önem arz etmektedir.

Marka Hakkına Tecavüz Niteliğindeki Fiiller

Marka sahibi, markasının üçüncü kişiler tarafından ticaret alanında izinsiz kullanılması halinde aşağıda belirtilen fiillerin engellenmesini talep edebilir. Marka hakkına tecavüz niteliğindeki fiiller 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7/2’inci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre aşağıda sayılan haller marka hakkına tecavüz fiilini oluşturur.

  • Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması
  • Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
  • Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.

Kanun sayılan sebepler haricinde markanın ticaret alanında izinsiz kullanılması halinde aşağıda sayılan fiillerin de (diğer tecavüz halleri) yasaklanabileceğini hüküm altına almıştır.

  • İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması
  • İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi
  • İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi
  • İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması
  • İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması
  • İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması
  • İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.

Hak Sahibinin İleri Sürebileceği Hukuki Talepler

Marka hakkı, kanunda sayılan fiiller sonucunda tecavüze uğrayan hak sahibi buna bağlı olarak Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149’uncu maddesinde sayılan hukuki taleplerde bulunabilir. Buna göre tecavüz halinde hak sahibi, fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını ve tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazminini talep edebilecektir.

1. Tecavüzün Tespiti

Kanunun 149/a maddesi uyarınca marka hakkı tecavüze uğrayan kişi hukuki yararının bulunması şartıyla ilgili fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini mahkemeden talep edebilir. Önemle belirtilmelidir ki, hukuki yararın bulunması durumunda tecavüzün sona ermesinden sonra dahi tespit talebinde bulunulabilir.

2. Muhtemel Tecavüzün Önlenmesi

Sahibi olduğu markanın kanunda sayılı fiiller uyarınca tecavüze uğrama tehlikesi altında olduğunu düşünen hak sahibi Kanunun 149/b maddesi uyarınca, mahkemeden muhtemel tecavüzün önlenmesini talep edebilir. Bu talepte bulunabilmek için devam etmekte olan bir tecavüz bulunmayıp olası bir tecavüz tehlikesinin bulunması gerekir.

 3. Tecavüzün Durdurulması

Markaya karşı devam etmekte olan bir tecavüzün varlığı halinde hak sahibi kanunun 149/c maddesi uyarınca devam etmekte olan tecavüzün durdurulmasını mahkemeden talep edebilir. Niteliği itibariyle eda davası niteliğinde olan bu davanın açılabilmesi için devam etmekte olan bir tecavüzün varlığı aranır. Tecavüzün durdurulması davasının muhtemel tecavüzün önlenmesi davasından farkı budur.

4. Tecavüzün Kaldırılması İle Maddi ve Manevi Tazminat Talebi

Tecavüzün kaldırılması davası ile marka hakkına tecavüz sonucunda ortaya çıkan hukuka aykırılıkların sonuç ve etkilerinin ortadan kaldırılması - giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu sebeple davanın açılabilmesi için en önemli şart tecavüzün bazı sonuçlar doğurmasıdır. Buna göre; tecavüzün sonuçlarının giderilmesi kapsamında marka hakkına tecavüz eden kişiler kanunun 150’inci maddesi uyarınca hak sahibinin uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Ancak hak sahibinin tecavüz eden kişiden tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle tecavüz sonucunda bir zarara uğraması ve mütecavizin kusurlu olması gerekmektedir. Talep edilebilecek tazminat kalemleri maddi - manevi tazminat ve itibar tazminat olup zarar kapsamında fiili zarar ve yoksun kalınan kar yer almaktadır.

Hak sahibi sayılan bu haklar dışında şayet şartları mevcutsa; tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasını, el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınmasını, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasını, haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesini talep edebilir.

Marka Hakkına Tecavüzün Cezai Yaptırımı

Marka hakkına tecavüz fiili neticesinde hak sahibi lehine ortaya çıkacak hukuki haklar yanında mütecaviz için öngörülen cezai yaptırımlar da söz konusu olacaktır. Bu cezai hükümler 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30’uncu maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre;

  • Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Bu tarz uyuşmazlıklarda, marka hakkı sahibinin hak kaybına uğramaması için ivedilikle harekete geçmesi ve bir avukattan hukuki destek alması yararına olacaktır.

Kaynak: İltibas suretiyle markaya tecavüz/Dr. Öğr. Üyesi Ülgen ASLAN DÜZGÜN/TAAD, Yıl:9, Sayı:36 (Ekim 2018)